• Haberler
  • Club Bolunet
  • Etkinlik
  • Alışveriş
  • Lezzet
  • Eğitim
  • Bolu'yu Keşfet
  • Sağlık
  • Emlak Oto

Üye Girişi

Şifremi Unuttum

  Üye Girişi | Üye Ol
BoluNet.Com
  • Bolu İçin Hava Durumu
  • Bolu İçin Namaz Vakitleri
  • Bolu İli Nöbetçi Eczaneler
  • Piyasalarda Son Durum
  • Milli Piyango Dairesi Şans Oyunları

Yerel

Gündem

Spor

Magazin

Teknoloji

Köşe Yazarları

  • Hediye
  • Oyun
  • Sinema
  • Seri İlanlar
  • Foto Galeri

Harita

Bolu Haritası

Detaylı Harita

Köşe Yazıları

Tart Bakalım Referandum Kaç Gram Geliyor

Imdat Aslan

Tart Bakalım Referandum Kaç Gram Geliyor

Tüm Yazarlarımız

Burdasınız : Ana Sayfa / Haberler/ Köşe Yazarları

Hastalıklı Sevgi
  • Tarih : 06-07-2010

    Yazı Boyutunu Büyüt

    Yazı Boyutunu Sıfırla

  • Sevgi, çocuk eğitiminde "olmazsa olmaz"lar listesinin başında yer alır. Son araştırmalar, çocuğun sevgiyi daha ana rahminde iken hissetmeye başladığını gösteriyor. Annenin bebek sahibi olmayı arzulaması, isteyerek gebe kalması, fetusun (cenin) ilk hareketlerini hissettiği zaman sevinç duyması, karnını okşayarak bu sevincini belli etmesi gibi sevgi tezahürleri ana rahmindeki bebek tarafından daha ilk aylardan itibaren algılanmakta ve ruh sağlığının temelleri oluşmaktadır.
    Yine araştırmalar sevgisiz büyüyen ve yeterli sevgi alamayan çocuklarda ruh sağlığının ve bunun yansıması olan duygusal zekanın tam gelişmediğini, ileri yaşlarda verilecek sevginin bu açığı kapatmaya yetmediğini göstermektedir. Bir çocuk sıcak aile ocağından uzak ve anne baba sevgisinden mahrum ise, en modern kurumlarda beslenip eğitilse dahi ruhundaki açlık doyurulamayacaktır.
    Sevgi, çocuk için, böylesine vazgeçilemez bir ihtiyaç iken; neden yazımın başlığına "hastalıklı sevgi" dedim acaba? Sevginin sağlıklısı, hastalıklısı da mı var? Evet, var! Size üç vaka nakledeceğim ve ondan sonra hastalıklı sevginin ne olduğunu açıklamaya çalışacağım.

    ÖRNEKBİR
    Bir anne randevu almak için aradı: "Üç yaşında bir oğlum var, söz geçiremiyorum. Her isteğini yerine getirdiğim halde memnun edemiyorum. Dediği olmayınca kıyametler koparıyor. Eskiden babasından korkardı. ‘Babana söylerim' deyince fazla ileri gitmezdi. Şimdi baba korkusu da işe yaramıyor..." Şikâyetler böyle uzayıp gidiyordu.

    ÖRNEK İKİ
    Bir öğretmen aradı: "İlköğretim birinci sınıf öğretmeniyim. Dersler başlayalı bir ay oldu. İlk hafta bazı çocukların okula alışması zordur. Böyle çocuklara, alışıncaya kadar, bir kaç gün anneleri ile aynı sırada oturmalarına izin veriyoruz. Ancak bir kız çocuğu var ki bir türlü anneden ayıramıyoruz. Annesinin eteğine yapışıyor, bırakmıyor. Bir aydır hiç değişme yok. Annenin arka sıralarda oturmasına bile razı olmuyor. Anneden ayırmaya çalıştığımız zaman iki göz iki çeşme ağlıyor, mosmor kesiliyor."

    ÖRNEKÜÇ
    Yeni evli bir bayan aradı: "Yirmi iki yaşında, üç aylık evli bir bayanım. Anneme sormadan hiç bir iş yapamıyorum. Yemeğe ne kadar tuz atacağımı bile telefon edip anneme soruyorum. Böyle olmasını istemiyorum, ama sormadan da edemiyorum. Kocam, şaka ile karışık, ‘sen daha çocukluktan kurtulamamışsın' diyor. Kendi kendime, ‘anneme artık bir şey sormayacağım' diye söz veriyorum; fakat sözümü tutamıyorum. İçimde hep yanlış yaparım korkusu var; anneme sormadan içim rahat etmiyor."

    Üç hasta ile ayrı ayrı yaptığımız görüşmeden sonra vardığımız sonuç şuydu: Üçü de "hastalıklı sevgi"nin kurbanı olmuşlardı. Psikolojide, kişilik gelişimini engellediği için, aşırı korumacı sevgiye biz "hastalıklı sevgi" diyoruz. İsterseniz konuyu biraz daha açalım: Bebek doğduktan sonraki altı aylık döneme bazı pedagoglar "ikinci gebelik" diyorlar. Bebek dış dünyaya gözlerini açmıştır, ama anneye bağımlılığı devam etmektedir. İlk altı ay içinde şu veya bu sebeple anneden ayrılan çocuklarda hem fiziksel hem de ruhsal bozukluklar ortaya çıkmakta; annenin yerini tutacak birisi bulunmadığı taktirde ölüm riski artmaktadır.
    Anne için de aynı bağımlılık sözkonusudur. Doğum sırasında bebeğini kaybeden anneler, vücudundan bir parça kopmuşçasına acı duymakta, terapisi zor ruhsal bunalımlar geçirmektedir.
    Dokuz ay karnında taşıdığı, kanıyla canıyla beslediği, kendisinden bir parça saydığı yavruya karşı annenin sevgi duyması, sevginin de ötesinde şefkat göstermesi, canını feda etme pahasına onu her türlü tehlikeye karşı koruması yaratılışının gereğidir. Sözlükler, şefkati, karşılık beklemeden sevmek ve fedakârlık göstermek olarak tarif ediyorlar.
    Çoğu anneler yaratılıştan verilen bu şefkat duygusunun ölçüsünü ayarlayamazlar. Gereğinden fazla şefkat gösterir, aşırı koruyuculukta bulunur, çocukların yapabileceği işleri bile kendi üzerlerine alırlar. Böyle aşırı sevgiye ve şefkate boğulmuş, her ihtiyacı anne tarafından karşılanmış bebeklerin anneye bağımlılığı devam eder, bir başka deyişle, ikinci gebelik döneminden çıkamazlar; fiziksel olarak büyüseler de ruhsal olarak bebektirler.
    Ormanda geziye çıkarsanız dikkat edin: Dev ağaçların dibinde bodur kalmış, bir türlü boy atamamış, serpilememiş küçük ağaçlar göreceksiniz. Hastalıklı sevgi ile büyütülmüş çocuklar da böyledir. Biz bunlara "gölge tipler" diyoruz. Annelerinin gölgesinde yaşarlar. Şımarıkları da içe kapanık olanları da aynıdır; kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenememişlerdir. Özgüvenleri yoktur, kendi başlarına bir iş beceremez, karşılaştıkları problemleri anne babanın yardımı olmadan çözemezler. Yanlış yapmaktan korktukları için sorumluluk almak istemezler.
    Baba ile bebek arasında annedeki gibi fiziksel bir bağımlılık olmadığı için, babalar sevgi konusunda daha ölçülüdür. Yukarıda birinci vakada anne ile üç yaşındaki oğlu görüşme odasına girerken yanlarında baba da vardı. Çocuk içeri girmek istemiyor, elinden tutan annesine tekme atıyordu. Anne, "işte görüyorsunuz" dercesine bana çocuğu işaret ediyordu. Daha gösterdiğim koltuğa oturmaya fırsat kalmadan çocuk annesinin saçlarından tuttuğu gibi çekiştirmeye başladı. Anneye dedim ki: "Bırakın çocuğu, gitsin." Kadıncağız, "Nasıl olur?" der gibi bana baktı. "Evet, dedim, bırakın gitsin." Sonra ilave ettim:"Merak etmeyin, bir yere gidemez, çünkü kendine güveni yok..." Anne, sözüme uyarak, çocuğun elini bıraktı. Çocuk serbest kalınca şaşırdı, nereye gideceğini bilemedi. Kendisini yere attı, debelenmeye başladı.
    O zamana kadar suskun kalan ve olaya hiç karışmayan baba gülerek dedi ki: "Doktor bey, çocuğun hiç suçu yok. Onu bu hale getiren annesidir. Ben disiplin sağlamaya çalıştıkça çocuğa arka çıktı."
    Suçlanan ve onuru kırılan anne kendini savunmaya başladı: "Doktor bey, ben baba dayağı ile büyüdüm. Evlenirken, kendi kendime, çocuğuma bir tokat bile vurmayacağıma söz verdim." Annenin savunması bir başka eğitim yanlışına işaret ediyordu. Disiplin deyince çoğu anne babalar dayaklı eğitimi anlıyorlar. Halbuki disiplin dayaklı eğitim demek değildir. Biz disiplin derken çocuğa doğru davranışlar kazandırmayı kastediyoruz. Bir taraftan doğru davranışlarında memnuniyetinizi belli edip onu cesaretlendirirken, diğer taraftan yanlış davranışlarını onaylamadığınızı bir şekilde belli etmeniz gerekir. Sevilen bir çocuk sevginizi kaybetmek istemez. Yerine göre üzüldüğünüzü söylemek, küsmek, sert sözlerle uyarmak, sevdiği bir şeyden bir müddet için mahrum bırakmak etkili olabilir. Dayak en kötü disiplin aracıdır ve en son başvurulacak çaredir. Bu da müsait yerlerine vuracağınız şefkatli bir tokattan ileri gitmemelidir.
    Aşırı baskı ne kadar zararlı ise, aşırı korumacı sevgi de o kadar zararlıdır. En güzel yol orta yoldur ve bunun adı adalettir. Lütfen, çocuklarınıza karşı adil olmaya çalışın.

  • Ekleyen : Ali ÇANKIRILI
  • Etiketler : hastalikli-sevgi cocuklarda-sevginin-onemi cocuk-sevgisi sevgi
  • Bu Haberi Google da Arat
  • Önceki Haber

    Sonraki Haber

    • yorum
      Yorum Yaz
    • Yazdır
      Yazdır
    • Arkadaşıma Gönder
      Gönder

Yazarın Diğer Yazıları

Hastalıklı Sevgi
Anne Ben Nerden Geldim
Hırs Tuzağı Ve Ertelenen Hayatlar
Eyvah Çocuğum İnternette
Çocuklarda Zihin Tembelliği
Çocuk Ruh Sağlığı Açısından Din Eğitimi
Çocuklara Söz Dinletme Mola Yöntemi
Çocuklar Neden Sözümüzü Dinlemez?
Çocuklar Niçin Tırnak Yer
Dağılmış Ailede Çocuk Eğitimi
Çalışan Anne Olmak Zor
Sosyal Fobili Çocuklar
Ailede Mutsuz Okulda Başarısız Çocuklar
Çocuk Ve Oyun
Çocuk Neden Altını Islatır
Ailede ve Toplumda Şiddet Artıyor mu ?
Evlilikler Neden Yürümüyor ?
Yetişin Komşular
Çocuk Neden Hırsızlık Yapar
Çocuk Eğitiminde Disiplin

Yukarıdaki Haber ile ilgili yorumunuz

 

Üye Olmanız Gerekmektedir

Yorum Başlığı

Yorumunuz

Haberi Arkadaşınız İle Paylaşın

Adınız Soyadınız

Mail Adresiniz

İletilecek Mail Adresi

Flash Player Versiyonunuzu Yükseltmeniz Gerekmektedir.
Lütfen Buraya Tiklayarak Son Sürümü indiriniz.
Borcumuz 24 Milyar Dolardan 7 Milyara düştü

Yerel

Borcumuz 24 Milyar Dolardan 7 Milyara düştü

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan Bolu'ya yaptığı geziye Yeni Dünya Tekstil fabrikasından başladı....

Farsça Tv Kanalı Geliyor

Gündem

Farsça Tv Kanalı Geliyor

Başbakan Erdoğan iftarını AK Parti İstanbul İl Başkanlığının Wow Otel'de düzenlediği Geleneksel...

Biz Hazırız

Spor

Biz Hazırız

Boluspor'un son iki transferi Ramazan Sal ve Yaser Yıldız dün takımla birlikte çıktıkları ilk...

İktidar Suç Üstü Takalanmıştır

Köşe Yazarları

İktidar Suç Üstü Takalanmıştır

Yasama ve Yürütmeyi adeta bir diktatör gibi kullanan iktidar gizli gündemini gerçekleştirmek için...

Kopya Var Kanıt Yok

Eğitim

Kopya Var Kanıt Yok

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, KPSS'de kopya çekildiğine dair bir kaanatin oluştuğunu,...

Rehberde Ara

Alışveriş

  • Alışveriş Merkezi
  • Ayakkabı ve Çanta
  • Çiçek
  • Elektronik ve Beyaz Eşya
  • Giyim ve Aksesuar
  • Gözlük ve Saat
  • Halı - Kilim - Perde
  • Hobi Malzemeleri
  • Mobilya
  • Mücevher - Takı - Kuyumcu
  • Pet Shop - Av - Balıkçılık

Bilgisayar - İnternet

  • Bilgisayar - Donanım - Servis

Eğitim

  • Dershaneler
  • İlköğretim okuları
  • Kişisel gelişim - Kariyer
  • Kreş - Yuva - Anaokulu
  • Ortaöğretim okulları
  • Üniversite
  • Yurtlar

Eğlence ve Yaşam

  • Bar-Pub-Club

Emlak - İnşaat - Taahhüt

  • Emlak
  • İnşaat Malzemeleri
  • Kapı - Pencere

İş Dünyası - Finans - Sigorta

  • Bankalar
  • Muhasebe - Müşavir
  • Noterler

Medya - Reklam

  • Reklam - Tanıtım
  • Yayınevi - Matbaa

Oteller

  • Bolu Otel - Hotel

Sağlık - Bakım - Güzellik

  • Eczane
  • Güzellik Merkezi
  • Hastane
  • Kuaförler - Berberler
  • Medikaller
  • Sağlık Ocakları
  • Spor Salonları

Sanayi - Üretim İmalat

  • Elektrik - Elektronik
  • Torf
  • Yapı - İnşaat

Servisler - Hizmetler

  • Asansör Bakım
  • Buzdolabı - Çamaşır\Bulaşık Makinası
  • Cam - Ayna
  • Elektrik
  • Fotograf - Video
  • Halı Yıkama
  • Telefon - Santral - ADSL Servisleri

Toplum - Devlet

  • Belediyeler
  • Çeşitli
  • Dernekler
  • Kaymakamlıklar
  • Muhtarlıklar
  • Resmi Daireler
  • Vakıflar

Ulaşım ve Taşıma

  • Nakliye - Taşımacılık - Lojistik
  • Oto Kiralama
  • Petrol İstasyonları

Yeme - İçme

  • Ev Yemekleri
  • Fast Food
  • Kafeler
  • Kebap - Pide
  • Pizza
  • Restoranlar
  • Şarküteri

Haydaroğlu Spor

Haydaroğlu Spor

Haydaroğluspor 2000 yılından itibaren kaliteyi ve çeşitliliği sunmak...

Firma Bilgileri

Aramzar Cafe- Restaurant- Pastane

Aramzar Cafe- Restaurant- Pastane

    Aramzar Cafe 2005 yılında Aramzar kelimesinin anlamı olan...

Firma Bilgileri

Bolu Termal Otel

Bolu Termal Otel

Bolu Termal Otel "Ben müşteri olsam ne istersim?" sorusuna cevap...

Firma Bilgileri

Yetkin Torf

Yetkin Torf

Ticari Faaliyetlerimiz 1975 yılında Bolunun Yeniçağa ilçesinde...

Firma Bilgileri

Flash Player Versiyonunuzu Yükseltmeniz Gerekmektedir.
Lütfen Buraya Tiklayarak Son Sürümü indiriniz.

Ana Sayfa Haber Club BoluNet Etkinlik Alışveriş Lezzet Eğitim Bolu'yu Keşfet Seri İlanlar Emlak Oto Hediye Oyun Sinema Anket Foto Galeri

BoluNet Hakkında Hukuki Sartlar / Gizlilik Reklam İletişim RSS Kaynakları

Valid XHTML 1.0 Transitional